ÇOBAN
20/11/2009 · Kategori: Siir
Çoban
Oybirliğiyle koyunlar
keçiyi seçer
kendilerine başkan
oysa sürünün başına
kurdun akrabası
köpeği koyar
çoban
Sunay Akın
Çoban
Oybirliğiyle koyunlar
keçiyi seçer
kendilerine başkan
oysa sürünün başına
kurdun akrabası
köpeği koyar
çoban
Sunay Akın
Kim Pejmurde / Islak Saçlarımdan Öpebilirsin Azizim
1)
Ne zaman ağlasam,
yüzümün göç ettiği boynunun kenarı..
Allah'ın göndermediği bir Peygamber'di yüzün:Çocukluğumun tutunduğu,Urfa'da...
Bana söylediğin kutsal söze tutundum yıllarca: "SAMİMİ OL!"
Rabıta akşamlarından bu yana çok büyüdüm.
Unuttum herşeyi,yüzün hâr-
iç-kim pejmurde?...
Zamanı ve sabrı emziren bir tapınağa dönen kalbime adadım kendimi
Karnında taşıdım annemi onca zaman
Kayda geçmeyen ruhumu tekmeledim hep.
Herkes beni oğul zannedince
Ellerimi çırpa çırpa ayrıldım yanmış parmak uçlarımla memelerinden
oysa ben bir kayıptım eteğine gömdüğüm mezarımı silince yüzüme.
Kalbim kesildi dedim
Bekle gelir dedi
Anne!!! diye haykırdım,sular değil, kalbim kesildi!
Beni sensizlikle karıştırdılar
İtikaflar çaldım ,olmadı/m
Yatsıları üfledim mumlara,bitmedi yalanlar.
Bunalıma girdik kalbimle, kurbanlık
Yedi fakir olduk payına razı
gelmedi bayram bize hiç.sus'tuk!
Beni unuttun ya,neyle unuttun?
Kalbimin kıyılarına vurdu parmaklarım
Kirpiklerimi topladım ağlayarak sabahları
dindim!
Kesik kalbimi aldım
ateşle Yu'dum,l/adım:kîn 'e bulandı... (*)
bundan kelli bizim kalan:ander'dir. (*) (*)
yaşarken susacağımız...
Dilimin üstündeki kapoçi:müjdemdir çöllere (*)
2)
Ben her okunan duada ya'sin.
her kardeşte kuyu'su.
Her gidişin geride kalan masum sözlüsü.
ki bütün denizleri tülbentine saram
saçların yerine.kaldır başını,
Gökten çektim ellerimi Rabbim artık yerden seslendi
Bahçeme bir hoyrat girdi
Gülümü dermeden dalımı kırdı
şu sevmeye kıyamadığın bir kötünün koluna girdi
bu senin bakmaya kıyamadığın ölem ölem kıyamadığın...
şimdi elem olsun bana kıtlığın
seni yakınların da sevsin deme bana
bırak beni yakınlarım yaksın,ki düşsün yolum uzaklara
Hayrına çağrıldığım evlerden iftiralarla k/ovulurken
Yakınlarım söyler sana, bana söyle(ye)mediklerini (!)...
Diktim kulağımı toprağa ey kuzey'lim,sesleri onların olsun!
Ben bir tespihim artık ,Kaybedenlerin çektiği!...
Batsın bu sofralar, suyu bile hain şehrimin.
ekmeğimi bölüştüğümü söyleyenler bile yalan söylemiş
ben böldüysem kendimi bölmüştüm ellerine...
Bir elim,ülkemin güneyinde babaannemin eli
diğer elim ülkemin kuzeyinde senin...
yaralarıma sürdüm melhem diye merhametinizi...
ırsî bir ağıt kapladı ruhumu..ben bozlaktan başka birşey değilmişim!
3)
ellerim de kor var
onların gözlerinde tor!
ben yazarsam yakarım
onlar bakarsa sapar!
uzanılamamış tüm ciğerlerin ithamıyım.
gariban kedileri nankör sanan entel nan'körlerin!
ayırdım yollarımı herkesten ateş ve suyla
Onlarla yanmaya gittiydim amma!
döndüm kendimle yunmaya...
Çimdim ziyan olmuş iyi niyetlerimde (*)
ki: ıslak saçlarımdan öpebilirsin azizim...
03:07 16-11.2009 03:07-Kıztaşı-İst..Kayıpkentli
******************************************************************************
Çimmek :Yıkanmak
Bundan Kelli :Bundan gayrı/sonra
"Yu"-mak :Yıkamak
Kapoçi :Çıbanın üstünde toplanan su
Ander
: fırtına adlı dizi sayesinde gündeme gelmiş güzel bir karadeniz
türküsüdür. bu türkü kimi yerlerde gaybana sevdaluk olarak da geçer.
ek bilgi: ander trabzon dolaylarında sıkça kullanılan bir sözdür. kötü,fena anlamındadır.ander kalmaksa yok olası manasına gelmektedir.
örn:ah duman kara duman
sardi dört yanımızi
ander kalsun sevdaluk oy
alacak canımızi
ha bu ander sevdaluk oy
alacak canımızi
***********************************************************************
Şiire dair kısa kısa:
Bağışla ve Unut Beni
Kaldırdım gözlerimi
Sarı ışıklardan…
Sen de kaldır..
Bağışla ve unut beni
Bağışla
Ve
Unut
Ben öyle yaptım çünkü
Unuttum hepimizi
Saçlarımı sildiğim bir gar kenarı
Nereye gidiyor olabilirimki?
Elleri cebinde bir ağıt
Dudak kenarlarına asılmış bir hüzün
Biliyorum nerden çıktı diyeceksin
Ama ne olur bir şey söyle bana
Kalbimize(Kudûs) ne oldu?
Bana git dediğinde ayaklarımı kesip vermiştim sana
Bunu da yaz bir köşeye
Bana uzun mektuplar yaz demiştin
Parmaklarımı yollamıştım sana bir zarfın içinde
Nasılsın? demek ha?
Eserini görmüyor musun?
Şükür ki yaşıyorum öyle mi?
Sen buna yaşamak mı diyorsun?
bir leyleğin kanatlarını örüyorum gözbebeklerimden
bir karıncanın ayaklarını diledim
elemime üşüştü melekler
kaldıramadım yaşadıklarımı
bağışla ve unut beni
bağışla
ve unut
ben öyle yaptım çünkü
unuttum hepimizi..
kalbimde bir adam/kadın var dedim sana
yedi tane kapı kapattı üzerine kalbimden yedi kere
yüzümdeki ölüleri topladım bıraktım kapısına
biliyordu parmaksız olduğumu ve ayaksız olduğumu
her şeyimin sende kaldığını
benimde sensiz olduğumu biliyordu
dur demedi
unut demedi
gel demedi
çökdizimin dibine demedi
bağışladım onu seni beni diğerlerini
sonra da unuttum hepimizi
sen de unut
yaşarken ölmek istemiyorsan unut beni
ben yaşarken öldüm hep hatırlamaktan seni
unut beni…
ben öyle yaptım çünkü
unuttum hepimizi...
KAYIPKENTLİ
Esadlar Divanına Giriş (Esad Bizi Kandırmışlar)
esad...
esad bizi kandırmışlar haberin olsun!!!
artık kuşları görmek istemiyorum esad
onlar uçarken yere düşmezken
insan ayakları yerde doğrulamıyor, biliyorsun
esad..yaşadığımız şehir gürültüyle saçlarını uzatıyor içime
annem evin en uzak odasını bana verdi
geceleri üç yerimden karanlıklarla gözlerimi aralıyorum
uyandığımda yere çakılıyorum...
duvarlar çok ince!
yan dairenin çocuğu geç saatlere kadar ağlıyor
kadın çocuktan çok sonraları uyuyor
ben o saatlerde sevdiklerime ağlıyorum esad
kimse bilmiyor
herkes geceleri bir sevdiğine ağlıyor
Apartmanımızın site yönetimi toplantısında odaları birleştirelim desem
evet odaları birleştirelim ve sevdiklerimize beraber ağlayalım desem
annem dahil kimse kabul etmeyecek
esad
bizim okuduğumuz şairleri kim anlayabilir bizim kadar
müslüm yücel ve ibrahim halil
hani senin abin şiir müsveddelerini
tandır alevine atmıştı
yüzünün yarısında bu yüzden mi yaktın dünyanın yarısını esad?
esad gitmem lazım
çok uzaklara
çok uzaklara esad...
çok uzaklara hangi terminalden kalkar otobüsler?
insanın içi mi uzak?dünyanın diğer ucu mu?
dünyanın bir ucuna gidiveren insanlar
yanlarındaki insanın içine neden bir türlü gidemez?
Esad sakın
insanların anlayacağı şiirler yazma
unutma! anlamak gizli kefendir kin divanında
seni anlıyorum demek seni biraz daha kullanabilir miyim
demektir yaşadığımız şehirlerde
kabir azabı falan yok seni kandırmasınlar esad
hepimiz kabirlere azab veriyoruz aslında
esad
bitmiyor hiçbirşey..
müslüm de yorumlayamıyor kuyuyu...
her sevdiğim gözlerime bir kuyu bıraktı
hayır esad
ben şiir yazmıyorum
ben dünyayı bir kenara itiyorum
....
esad
beni bırak
ma!
....YAŞASIIIIIIN:
YAŞASINYAŞASINYAŞASINYAŞASIN!
yaş
asın
beni esad... K.Kentli...Mersin...uzun zaman önce..ilk çırpınışlar
Beni Unutun...
çığlıklarımdan aşağı düşersem belki bulurum seni ıslandığım yangınlarda
kayboldum yaşadığım şehirlerde..
kendimi her bulduğumda bir başkasıyla karşılaştım..
kendimi her kaybettiğimde bir daha bulamadım..
sorma: böyle bize neler oldu!
şimdi ellerimde avaz avaz bir yetim..
ellerim dökülüyor saçlarımdan..
bütün nehirler bana akmak zorunda mı?...
daha nereye kadar s/aklayacağım?
daha nereye kadar taşıyacağım?
daha ne kadar kaçıracağım göğüslerimi emzirdiğim bu çölü?
bu kaçıncı dönüşüm terkettiğin halka?
herkes sana benzemek zorunda mı?...
herkes mi ihanet eder senin gibi?
herkes mi düşer dizlerinin üzerine bin pişman?...
tırnaklarımı yırtıp astığım gecelerde
duvarlara çakılıp kaldığım gecelerde
sesimi tutuşturup boğulduğum gecelerde
bu yürek en çok seni ağladı
en çok seni sildi ellerine
en çok seni unuttu
en çok sana küstü
en çok seni bağışladı
böyle mi olacaktı(k)?
kırık...
dökük...
bütün hüzünleri bana bırakıp ...
hoşçakalamam ki? artık!!
bütün sevinçler senin olsun...
bu dağlar çürür artık...baharlar gelse nolur..gelmese ne olur?
diktiğim iğneler...ektiğim topraklar..okşadığım çiçekler artık meyve verir mi sanıyorsun?
...
bekleme anne
akşamları evine dönen oğlun değilim ben...
beni otur yeniden doğur sen....
bekleme anne
sabahları camdan bakan kızın değilim ben..
beni otur yeniden büyüt sen....
............
dilimde zehirden bir şarkı...
kaç yüzyıldır kendimi kapattığım odamda...
bütün komşulara yüzümü dağıttım...
tanımıyorum artık kimseyi...
beni unutun...
...........
bir kaç yüzyıl daha ağlasam
belki dirilir ben de belki tek bir
...bir tek çiçek!!
Kayıpkentli..11.07.2006...00:00 güneylent/mersin
Kahr
Kapatmışım yüzümü üç okyanusla
Yırtılmış bir ömürle eylül'ü bekliyormuşum...
Yüzümden kum almış yağmurlar
Çamur yağmış hep gözlerime...
Bütün denizler yüzüme çıkmış
Sulara yanlış adresler verip
Evime dönüyormuşum
İçeride yokmuşum
Hiç açmamışım kendime kapımı
Ne zaman döneceğimi bilmediğimi söylemişim
Kapıda ağlamış ağlamış gitmişim
Bütün komşular beni anlatıyor bana
Ellerim kanıyormuş..
Avuçlarımı saklıyormuşum yüzümle
Kurumuş bir ağacın annem olduğunu söylüyormuşum
Saçlarımı ve parmaklarımı tutuşturmaya çalışmışım
Kül kusmuşum tüm kapı önlerine..
Bütün evlerde seni aramışım
Ayakkabımın tekini asmışım pencereme
Ses tellerimi yırtıp başımı bağlamışım
Üç gün tutmuş başım
Su vermişler ; suları okumuşum..
Baktığım bütün sularda tufanlar gördüğümü söylüyormuşum
İnsanların tek tek avuçlarına bakıp bakıp susmuşum
Komşu kadınlardan eski etekler istemişim ağlayarak
Halime acımış kadınlar
Günlerce kazan kaynatmışlar
Helva dağıtmışlar
Bir kız doğmuş mahallede
Adını bağırmışım yedi defa annesine
Gözleri düşmüş kadının
Bütün elbiselerimi ters giymişim
Ha bire taş veriyormuşum kadınlara
"taş atın bana...taş atın bana"...diye yalvarıyormuşum
bana böyle ne olduğunu soruyormuş kadınlar
bir adam tutmuş ellerimden
"hadi gidelim" demiş
"bırak beni" demişim,tekmelemişim adamı
ellerimi koymuşum yere
günlerce yeri dinlemişim
"kuzeye bakın" diyormuşum insanlara
bir gök taşından bahsediyormuşum
yüzümün eridiğini söylüyormuş kadınlar
ben saç tellerimi biriktiriyormuşum gömlek ceplerimde
acayip bir dil konuşmaya başlamışım
göz yuvalarımı oymaya çalışmışım; tutmuşlar beni zorla
gözlerimi vermeye kalkmışım dilencilere
seni göremediğim bu gözlerim batıyormuş bana
yaşlı bir adam
"kahrolmuş bu" demiş çevresindekilere
"kahrolmuş bu"
kahrolmuşum...
"gitmem lazım" diyormuşum
bütün evlerden sofralarını istemişim
kaç sabah telaşla yerlere dökülen yaprakları toplamışım
bir sabah erkenden
bütün komşuların kapılarını kırarcasına çalmışım
"bana beddua edin,bana beddua edin,bana beddua edin" demişim
sokakta küçük bir çocuğun başını okşamışım son kez
eylül gelmiş şehre
o kadar da kalmam için yalvarmışlar hâlbukî
kararmış yüzümle
...çekip gitmişim
KAYIPKENTLİ 21.08.2006 03:30
Ben Sokak Çocuğuyum
şu dört direkli köprünün altında
açmışım gözlerimi
sahipsiz
rüzgar sarmış kundağımı
yağmurla beslenmişim
adımı insanlar koymuş
benden habersiz
benimsemişim
serseri derler, hırsız derler
.... derler, anlamam da
alınmam da
hiç fiyakalı dolaşmadım sokaklarda
marka satmadım
gökyüzü yorganım oldu hep
dirseğim yastık
alışkınım; kara, yağmura, soğuğa
üşümem
sıcak dokunur bana
özlemem, hiç tanımadığım hisleri
istemem varlığını bilmediğim şeyleri
kıskanmam hiç kimseyi
özenmem
halbuki bilmez kimse
kendilerinden şanslı olduğumu
daha özgür
ve daha zengin
şu deniz herkesten çok benimdir
arkasındaki orman da
bütün sokaklar benimdir herkesten çok
her simitçi biraz bana çalışır
aslında her çocuktan daha çocuğum
canım hiç sıkılmaz buralarda
en sevdiğim oyundur
köşe kapmaca
yalnız da değilimdir
yüzlerce kardeşim var
benim gibi, bana benzer
kimse ayırt edemez bizi
birbirimizden
geceleri toplanmaya başlarız
el ayak çekildikten sonra
konuşuruz, güleriz, dertleşiriz
biraz farklı olsa da
herkes kadar biz de umut besleriz
hayallerimiz de vardır
ayın dolaştığı yerlerde
herkes kadar okumuşluğum da vardır
her tip insandan bir harf öğrendim
insanları en iyi ben tanırım
okuldan, öğretmenden anlamam ama
bu sokakların mektebini bitirdim
bana lazım olanı öğrendim
herkes kadar insanım da galiba
herkes kadar ben de bazen ağlarım
kafam da var, kalbim de
severim de, düşünürüm de
yalnız ben sokak çocuğuyum
sokaklarda yaşamak tek suçum
bir gün ben de gideceğim buralardan
herkes gibi
yalnız biraz sessizce
kimseler anlamadan
cenazem omuzlar üzerinde gitmeyecek
belki
belediye kaldıracak gürültüsüzce
ağlayanlar olmayacak başucumda
bir hayırsever uğramazsa geçerken
mezarım da çorak kalacak sonunda
benim gibi
içimizden kimin gittiği
fark edilmeden
biri alacaktır yerimi
vakit geçmeden
evet, ben sokak çocuğuyum
bu sokaklarda ne ilk
ne de sonuncuyum
Reşide Sarıkavak
Elem (Elif,Lam,Mim) Seyahatnamesi
Zerrelerden değer beğen kendine...
Katıl,
beraberlerinde çekip gittiklerime...
Allah'ım
beni bir vahiy kıl
kutsal kitaplara indir beni
ayaklar altına alınan yüreğimi
göbeklerinden aşağı tutmasın sevdiklerim...
İçimdeki çölleri nehirlere çevirip
avuçlarına bir sevinç çığlığı döküldüklerim
Kahır gölleri kustular gözlerime...
...kör oldum...
Kapısını çaldığım her kadından
Rahmini istiyorum ödünç...
Bir bir
içinde yaşadığım halkı yeniden doğuracağım!
Koydun..geride beni tecavüzlerce
her saç telinde tonlarca kul hakkım...
Utandım...
Yerine döküldü saçlarım...
Hatırladıkça yüzünü havaleler geçiren yüreğimi
aldım..
Ocağına vardığım bir nakkaşa ağladım!
"beni 'elif' çiz
...beni 'lam'
...beni 'mim'".!
-acımın karşısında vav oldu nakkaş!
Öyle bir sustum ki!
Buhar oldum
Gökyüzüne ağır geldi gamım
Bir bulutun ellerinden tutup
İran'a yağdım...
Şimdi
bir hurufi tarikatında
hiçbir dili konuşmayan bir sufiyim...
İnsanların avuçlarına harf çiziyorum
ülkemi...
Halkımı...
Tarihimi...
ve seni anlatan!!!
"AH" sahipleri peygamber sanıyor beni
Avuçlarına elif çizip saçlarını okşuyorum
yürüyorum
..ayaklarım eridi!!..
seni gördüm
ihanetini gördüm
acını gördüm
yetmiş millet gördüm...
Ülkemin dağlarında kavga oldum
İki tarafa elçi gönderdim
Ölü döndüm...
Annem Kürtçe ağladı; gözyaşı bir avucuma düştü
Diğer annem Türkçe ağladı; gözyaşı diğer avucuma düştü
Gözyaşlarına baktım
tatları aynı
...renkleri aynıydı!
Bizi ağlatanların kızı mı olacaktın?
Annen gözlerimizin önünde rahmini yaktı
...külü oldum..savruldum!
üç parçaya bölündüm
Halkıma "elif "oldum
dağlara "lam"
aşkıma "mim"...
-Alın rahimlerinizi gözlerimden
EY Kadınlar!
Alın ve yeniden doğurun
...evlatlarınızı!
Sen ..yanlış şarkıların gelini!
Ey sevdiğim!
Kimselerin bilmediği bir kahır ülkesine mi gittin?
Dünya döner
iyi insanlar atlarına biner, döner
halkım gözyaşını birbirinin saçlarıyla siler
Kalbim döner...
Ama sen sakın dönme!!!
K.Kentli...2005