BAĞIŞLA VE UNUT BENİ
4/11/2009 • Kategori: Siir
Bağışla ve Unut Beni
Kaldırdım gözlerimi
Sarı ışıklardan…
Sen de kaldır..
Bağışla ve unut beni
Bağışla
Ve
Unut
Ben öyle yaptım çünkü
Unuttum hepimizi
Saçlarımı sildiğim bir gar kenarı
Nereye gidiyor olabilirimki?
Elleri cebinde bir ağıt
Dudak kenarlarına asılmış bir hüzün
Biliyorum nerden çıktı diyeceksin
Ama ne olur bir şey söyle bana
Kalbimize(Kudûs) ne oldu?
Bana git dediğinde ayaklarımı kesip vermiştim sana
Bunu da yaz bir köşeye
Bana uzun mektuplar yaz demiştin
Parmaklarımı yollamıştım sana bir zarfın içinde
Nasılsın? demek ha?
Eserini görmüyor musun?
Şükür ki yaşıyorum öyle mi?
Sen buna yaşamak mı diyorsun?
bir leyleğin kanatlarını örüyorum gözbebeklerimden
bir karıncanın ayaklarını diledim
elemime üşüştü melekler
kaldıramadım yaşadıklarımı
bağışla ve unut beni
bağışla
ve unut
ben öyle yaptım çünkü
unuttum hepimizi..
kalbimde bir adam/kadın var dedim sana
yedi tane kapı kapattı üzerine kalbimden yedi kere
yüzümdeki ölüleri topladım bıraktım kapısına
biliyordu parmaksız olduğumu ve ayaksız olduğumu
her şeyimin sende kaldığını
benimde sensiz olduğumu biliyordu
dur demedi
unut demedi
gel demedi
çökdizimin dibine demedi
bağışladım onu seni beni diğerlerini
sonra da unuttum hepimizi
sen de unut
yaşarken ölmek istemiyorsan unut beni
ben yaşarken öldüm hep hatırlamaktan seni
unut beni…
ben öyle yaptım çünkü
unuttum hepimizi...
KAYIPKENTLİ
Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!
ESADLAR DİVANINA GİRİŞ
4/11/2009 • Kategori: Siir
Esadlar Divanına Giriş (Esad Bizi Kandırmışlar)
esad...
esad bizi kandırmışlar haberin olsun!!!
artık kuşları görmek istemiyorum esad
onlar uçarken yere düşmezken
insan ayakları yerde doğrulamıyor, biliyorsun
esad..yaşadığımız şehir gürültüyle saçlarını uzatıyor içime
annem evin en uzak odasını bana verdi
geceleri üç yerimden karanlıklarla gözlerimi aralıyorum
uyandığımda yere çakılıyorum...
duvarlar çok ince!
yan dairenin çocuğu geç saatlere kadar ağlıyor
kadın çocuktan çok sonraları uyuyor
ben o saatlerde sevdiklerime ağlıyorum esad
kimse bilmiyor
herkes geceleri bir sevdiğine ağlıyor
Apartmanımızın site yönetimi toplantısında odaları birleştirelim desem
evet odaları birleştirelim ve sevdiklerimize beraber ağlayalım desem
annem dahil kimse kabul etmeyecek
esad
bizim okuduğumuz şairleri kim anlayabilir bizim kadar
müslüm yücel ve ibrahim halil
hani senin abin şiir müsveddelerini
tandır alevine atmıştı
yüzünün yarısında bu yüzden mi yaktın dünyanın yarısını esad?
esad gitmem lazım
çok uzaklara
çok uzaklara esad...
çok uzaklara hangi terminalden kalkar otobüsler?
insanın içi mi uzak?dünyanın diğer ucu mu?
dünyanın bir ucuna gidiveren insanlar
yanlarındaki insanın içine neden bir türlü gidemez?
Esad sakın
insanların anlayacağı şiirler yazma
unutma! anlamak gizli kefendir kin divanında
seni anlıyorum demek seni biraz daha kullanabilir miyim
demektir yaşadığımız şehirlerde
kabir azabı falan yok seni kandırmasınlar esad
hepimiz kabirlere azab veriyoruz aslında
esad
bitmiyor hiçbirşey..
müslüm de yorumlayamıyor kuyuyu...
her sevdiğim gözlerime bir kuyu bıraktı
hayır esad
ben şiir yazmıyorum
ben dünyayı bir kenara itiyorum
....
esad
beni bırak
ma!
....YAŞASIIIIIIN:
YAŞASINYAŞASINYAŞASINYAŞASIN!
yaş
asın
beni esad... K.Kentli...Mersin...uzun zaman önce..ilk çırpınışlar
Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!
BENİ UNUTUN...
4/11/2009 • Kategori: Siir
Beni Unutun...
çığlıklarımdan aşağı düşersem belki bulurum seni ıslandığım yangınlarda
kayboldum yaşadığım şehirlerde..
kendimi her bulduğumda bir başkasıyla karşılaştım..
kendimi her kaybettiğimde bir daha bulamadım..
sorma: böyle bize neler oldu!
şimdi ellerimde avaz avaz bir yetim..
ellerim dökülüyor saçlarımdan..
bütün nehirler bana akmak zorunda mı?...
daha nereye kadar s/aklayacağım?
daha nereye kadar taşıyacağım?
daha ne kadar kaçıracağım göğüslerimi emzirdiğim bu çölü?
bu kaçıncı dönüşüm terkettiğin halka?
herkes sana benzemek zorunda mı?...
herkes mi ihanet eder senin gibi?
herkes mi düşer dizlerinin üzerine bin pişman?...
tırnaklarımı yırtıp astığım gecelerde
duvarlara çakılıp kaldığım gecelerde
sesimi tutuşturup boğulduğum gecelerde
bu yürek en çok seni ağladı
en çok seni sildi ellerine
en çok seni unuttu
en çok sana küstü
en çok seni bağışladı
böyle mi olacaktı(k)?
kırık...
dökük...
bütün hüzünleri bana bırakıp ...
hoşçakalamam ki? artık!!
bütün sevinçler senin olsun...
bu dağlar çürür artık...baharlar gelse nolur..gelmese ne olur?
diktiğim iğneler...ektiğim topraklar..okşadığım çiçekler artık meyve verir mi sanıyorsun?
...
bekleme anne
akşamları evine dönen oğlun değilim ben...
beni otur yeniden doğur sen....
bekleme anne
sabahları camdan bakan kızın değilim ben..
beni otur yeniden büyüt sen....
............
dilimde zehirden bir şarkı...
kaç yüzyıldır kendimi kapattığım odamda...
bütün komşulara yüzümü dağıttım...
tanımıyorum artık kimseyi...
beni unutun...
...........
bir kaç yüzyıl daha ağlasam
belki dirilir ben de belki tek bir
...bir tek çiçek!!
Kayıpkentli..11.07.2006...00:00 güneylent/mersin
Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!
KAHR
4/11/2009 • Kategori: Siir
Kahr
Kapatmışım yüzümü üç okyanusla
Yırtılmış bir ömürle eylül'ü bekliyormuşum...
Yüzümden kum almış yağmurlar
Çamur yağmış hep gözlerime...
Bütün denizler yüzüme çıkmış
Sulara yanlış adresler verip
Evime dönüyormuşum
İçeride yokmuşum
Hiç açmamışım kendime kapımı
Ne zaman döneceğimi bilmediğimi söylemişim
Kapıda ağlamış ağlamış gitmişim
Bütün komşular beni anlatıyor bana
Ellerim kanıyormuş..
Avuçlarımı saklıyormuşum yüzümle
Kurumuş bir ağacın annem olduğunu söylüyormuşum
Saçlarımı ve parmaklarımı tutuşturmaya çalışmışım
Kül kusmuşum tüm kapı önlerine..
Bütün evlerde seni aramışım
Ayakkabımın tekini asmışım pencereme
Ses tellerimi yırtıp başımı bağlamışım
Üç gün tutmuş başım
Su vermişler ; suları okumuşum..
Baktığım bütün sularda tufanlar gördüğümü söylüyormuşum
İnsanların tek tek avuçlarına bakıp bakıp susmuşum
Komşu kadınlardan eski etekler istemişim ağlayarak
Halime acımış kadınlar
Günlerce kazan kaynatmışlar
Helva dağıtmışlar
Bir kız doğmuş mahallede
Adını bağırmışım yedi defa annesine
Gözleri düşmüş kadının
Bütün elbiselerimi ters giymişim
Ha bire taş veriyormuşum kadınlara
"taş atın bana...taş atın bana"...diye yalvarıyormuşum
bana böyle ne olduğunu soruyormuş kadınlar
bir adam tutmuş ellerimden
"hadi gidelim" demiş
"bırak beni" demişim,tekmelemişim adamı
ellerimi koymuşum yere
günlerce yeri dinlemişim
"kuzeye bakın" diyormuşum insanlara
bir gök taşından bahsediyormuşum
yüzümün eridiğini söylüyormuş kadınlar
ben saç tellerimi biriktiriyormuşum gömlek ceplerimde
acayip bir dil konuşmaya başlamışım
göz yuvalarımı oymaya çalışmışım; tutmuşlar beni zorla
gözlerimi vermeye kalkmışım dilencilere
seni göremediğim bu gözlerim batıyormuş bana
yaşlı bir adam
"kahrolmuş bu" demiş çevresindekilere
"kahrolmuş bu"
kahrolmuşum...
"gitmem lazım" diyormuşum
bütün evlerden sofralarını istemişim
kaç sabah telaşla yerlere dökülen yaprakları toplamışım
bir sabah erkenden
bütün komşuların kapılarını kırarcasına çalmışım
"bana beddua edin,bana beddua edin,bana beddua edin" demişim
sokakta küçük bir çocuğun başını okşamışım son kez
eylül gelmiş şehre
o kadar da kalmam için yalvarmışlar hâlbukî
kararmış yüzümle
...çekip gitmişim
KAYIPKENTLİ 21.08.2006 03:30
Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!
İSTANBUL'UN KALBİNE DÖN
3/11/2009 • Kategori: Siir
(Tüm İstanbulda Yaşadığını Sananlara)
Bir insan olsun ellerinde
Herşeyiyle senden ...
Bağışlanmamış olsun
Yenilmiş olsun
Kırılmış olsun
Ona nerden başlayacağını öğret hayata ilk, sen
gururu mu kırık...gurur ol ona
sesi mi kısık... çığlık ol ona
dön İstanbul'un kalbine dön
kaldırımları kalabalık akşamlarda
yerde çırpınan saralı bir dilenci olabilir
uzattığın ellerinden sana açılan insan....
bir insan olsun ellerinde...
gençliğinden aceleciliğinden ve hatalarından
kaybetmiş olsun
kaybolmuş olsun,
Ona nerde ağlayacağını öğret ilk, sen
yüzü mü yok...yüz ol ona...
elleri mi titriyor önüne uzatılmış bir seccade ol
dön İstanbul'un kalbine dön
sabahları telaşlı duraklarda
gözlerini önüne düşürdüğün bir delikanlı dalgınlığı olsun tefekkürün
bir insan olsun ellerinde
tüm kalbiyle senden
kendisinden utanmadığın
cahillikleri olsun, çiğlikleri ve keskinliği...
Ona nerden bakması gerektiğini öğret
derinliği mi yok...kuyu ol ona
dön İstanbul'un kalbine dön
yorgun argın akşamların bekar odalarında
saç tellerini düşürdüğü mektupları olsun yollamadığı...
kaybettik...belki de kazandık
siyah bir yorgunluk ellerimizdeki
ama herkes utanıyor kendisinden
herkes bir başkasında, görmüyor musun?
biz öyle bir tarihin çocuğuyuz ki
al insanını...
al kalbini ve dualarını
muharref tarihinin müceddit dostlarına dön..
beyan'ın adımlarıyla in köklerine
irfanın elleriyle onar anlamını
parçalamadan dağıtmadan kapıştırmadan tarihi
al hikmeti al edebi
Dön İstanbul'un kalbine dön
dağılmış ailelere dön
affedememiş eşlere dön
kaybetmiş dostlara dön
ayrılmış sevgililere dön
ardından uzun uzun ağlanmış aşklara dön
sofraya oturmamış huzura dön
serçelerden habersiz kentin insanına dön
Allah için dön...
vicdanına kürtaj yapmış şu İstanbul'a...
Kayıpkentli
Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!
SENDE KALSIN... SEN YAŞA...
3/11/2009 • Kategori: Siir
Ellerimi sana bırakıyorum
Savaş var ellerimde
Sen durdur…
Gözlerimi sana bırakıyorum
İstasyonlar boşalıyor bakışlarıma
Gördüklerim kirli ve bulanık
kalbinin hicabında yırtık dünyamı
sen ört…
yüreğimi sana bırakıyorum
saçlarımı sana bırakıyorum
yılları sana bırakıyorum
cenazeler çağının bu yaşam telaşında
tüm mavilerimin alnından
sen öp…
kavgamı sana bırakıyorum
en çok da sana
sana beni bırakıyorum
dünyanın en ağır ayrılığı İnananların ki
yine de bağlandım sana bin dört yüz yılın her mevsimi
içim Filistin
bakışlarım KAFKASYA
ruhumdaki tüm eziyetleri al da
yetim bulup büyüttüğüm bu çocuk kalbim
sende kalsın
sen yaşa…
29 TEMMUZ 2007 Güney....17:12 Kayıpkentli
Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!
BEN SOKAK ÇOCUĞUYUM
31/10/2009 • Kategori: Siir
Ben Sokak Çocuğuyum
şu dört direkli köprünün altında
açmışım gözlerimi
sahipsiz
rüzgar sarmış kundağımı
yağmurla beslenmişim
adımı insanlar koymuş
benden habersiz
benimsemişim
serseri derler, hırsız derler
.... derler, anlamam da
alınmam da
hiç fiyakalı dolaşmadım sokaklarda
marka satmadım
gökyüzü yorganım oldu hep
dirseğim yastık
alışkınım; kara, yağmura, soğuğa
üşümem
sıcak dokunur bana
özlemem, hiç tanımadığım hisleri
istemem varlığını bilmediğim şeyleri
kıskanmam hiç kimseyi
özenmem
halbuki bilmez kimse
kendilerinden şanslı olduğumu
daha özgür
ve daha zengin
şu deniz herkesten çok benimdir
arkasındaki orman da
bütün sokaklar benimdir herkesten çok
her simitçi biraz bana çalışır
aslında her çocuktan daha çocuğum
canım hiç sıkılmaz buralarda
en sevdiğim oyundur
köşe kapmaca
yalnız da değilimdir
yüzlerce kardeşim var
benim gibi, bana benzer
kimse ayırt edemez bizi
birbirimizden
geceleri toplanmaya başlarız
el ayak çekildikten sonra
konuşuruz, güleriz, dertleşiriz
biraz farklı olsa da
herkes kadar biz de umut besleriz
hayallerimiz de vardır
ayın dolaştığı yerlerde
herkes kadar okumuşluğum da vardır
her tip insandan bir harf öğrendim
insanları en iyi ben tanırım
okuldan, öğretmenden anlamam ama
bu sokakların mektebini bitirdim
bana lazım olanı öğrendim
herkes kadar insanım da galiba
herkes kadar ben de bazen ağlarım
kafam da var, kalbim de
severim de, düşünürüm de
yalnız ben sokak çocuğuyum
sokaklarda yaşamak tek suçum
bir gün ben de gideceğim buralardan
herkes gibi
yalnız biraz sessizce
kimseler anlamadan
cenazem omuzlar üzerinde gitmeyecek
belki
belediye kaldıracak gürültüsüzce
ağlayanlar olmayacak başucumda
bir hayırsever uğramazsa geçerken
mezarım da çorak kalacak sonunda
benim gibi
içimizden kimin gittiği
fark edilmeden
biri alacaktır yerimi
vakit geçmeden
evet, ben sokak çocuğuyum
bu sokaklarda ne ilk
ne de sonuncuyum
Reşide Sarıkavak
Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!
ELEM (ELİF,LAM,MİM) SEYAHATNAMESİ
27/10/2009 • Kategori: Siir
Elem (Elif,Lam,Mim) Seyahatnamesi
Zerrelerden değer beğen kendine...
Katıl,
beraberlerinde çekip gittiklerime...
Allah'ım
beni bir vahiy kıl
kutsal kitaplara indir beni
ayaklar altına alınan yüreğimi
göbeklerinden aşağı tutmasın sevdiklerim...
İçimdeki çölleri nehirlere çevirip
avuçlarına bir sevinç çığlığı döküldüklerim
Kahır gölleri kustular gözlerime...
...kör oldum...
Kapısını çaldığım her kadından
Rahmini istiyorum ödünç...
Bir bir
içinde yaşadığım halkı yeniden doğuracağım!
Koydun..geride beni tecavüzlerce
her saç telinde tonlarca kul hakkım...
Utandım...
Yerine döküldü saçlarım...
Hatırladıkça yüzünü havaleler geçiren yüreğimi
aldım..
Ocağına vardığım bir nakkaşa ağladım!
"beni 'elif' çiz
...beni 'lam'
...beni 'mim'".!
-acımın karşısında vav oldu nakkaş!
Öyle bir sustum ki!
Buhar oldum
Gökyüzüne ağır geldi gamım
Bir bulutun ellerinden tutup
İran'a yağdım...
Şimdi
bir hurufi tarikatında
hiçbir dili konuşmayan bir sufiyim...
İnsanların avuçlarına harf çiziyorum
ülkemi...
Halkımı...
Tarihimi...
ve seni anlatan!!!
"AH" sahipleri peygamber sanıyor beni
Avuçlarına elif çizip saçlarını okşuyorum
yürüyorum
..ayaklarım eridi!!..
seni gördüm
ihanetini gördüm
acını gördüm
yetmiş millet gördüm...
Ülkemin dağlarında kavga oldum
İki tarafa elçi gönderdim
Ölü döndüm...
Annem Kürtçe ağladı; gözyaşı bir avucuma düştü
Diğer annem Türkçe ağladı; gözyaşı diğer avucuma düştü
Gözyaşlarına baktım
tatları aynı
...renkleri aynıydı!
Bizi ağlatanların kızı mı olacaktın?
Annen gözlerimizin önünde rahmini yaktı
...külü oldum..savruldum!
üç parçaya bölündüm
Halkıma "elif "oldum
dağlara "lam"
aşkıma "mim"...
-Alın rahimlerinizi gözlerimden
EY Kadınlar!
Alın ve yeniden doğurun
...evlatlarınızı!
Sen ..yanlış şarkıların gelini!
Ey sevdiğim!
Kimselerin bilmediği bir kahır ülkesine mi gittin?
Dünya döner
iyi insanlar atlarına biner, döner
halkım gözyaşını birbirinin saçlarıyla siler
Kalbim döner...
Ama sen sakın dönme!!!
K.Kentli...2005
Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!
BU ŞARKI BURADA BİTMELİ, BÜNYAMİN
27/10/2009 • Kategori: Siir
Bu Şarkı Burada Bitmeli, Bünyamin
Bu şarkı burada bitmeli
Ve ben gitmeliyim...
Kanımı dikerken nefesimle
Kaç kişilik hayatlar yaşadığımı
Aramaya gidiyorum
Beni esir pazarlarında satacak
Kafileler bekliyorum nicedir
Ola ki yolum düşer Züleyha ya
Ola ki zindanlar düşer yürek sarayıma
Bu hikaye
Tüm yalanlara sırtını dönüp gitmenin hikayesi, Bünyamin!
Ayakların altındaki çöle değil
Yüreklerde taşınan çöle kızgınım
Cayır cayır üşüyorum
Ellerimde buzdan yangınlar...
D/üşüyorum.
Bu şarkı burada bitmeli
Ve ben gitmeliyim
Acı
Acıdan
Daha acı, Bünyamin!
ırak Irak tan daha ırak
İnsan insandan daha n/isyan..
Sırrımı kimseyle paylaşmadın; değil mi Bünyamin?
Yara bende
Mühür bende
Sır bende...
Bu aşka sırtımı döndüm
Dünya durdu
Kalbim durdu
Gölgem durdu, Bünyamin!
bak şarkımız ağzımızda zehir oldu
Bize zehirden şarkılar söylemek mi kaldı, Bünyamin?
Azığımız keder, bineğimiz gam...
Yaramızdan güneşler de sağdık, he mi Bünyamin?
Çoğaldıklarımızla ne kadar azaldık
Azaldıkça avuç avuç çoğaldık
Sabır yiğidin harcı
Korkaklar taşıyamaz aşkı; satar, unutur bir köşede bir gün
Zehri damıtmak,dost yolunda nöbet tutmak zemheride ayazda
Aşığın işi...
Ama aşıklarda gider,
Bazen gitmekten başka çare de kalmaz, Bünyamin
Bu şarkı burada bitmeli
Ve ben gitmeliyim
Babalar baba olsaydı
Evlatlar şaşar mıydı?
Beklerse bir evladı yine babası bekler
Babama söyle yeni oğullar büyütsün
Babama selam söyle oğullardan yüreği tam adam öğütsün
Yüreğimize gül suyudur diye kim kireç döktüyse
Bu sevdayı sırtından kim vurup gittiyse
Allah ından bulsun! Bünyamin
Bu şarkı burada bitmeli
Ve ben gitmeliyim
Buralarda artık güneş doğmaz
Doğsa da bizim yaramıza ışığı vurmaz
Bize ışık değil karanlıklarda yanan aşık lazım
Yara bende mühür bende sır bende
Bir ben var benden öte; ötesi bilmediğim bir ülke
Aşığa yol yakışır. Vakit tamamdır
O na ruhumun yaralı olduğunu söyle...
Kayıpkentli
2005..mersin..04:37
Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!
GERİ DÖNEMEDİM SANA
26/10/2009 • Kategori: Siir
Geri Dönemedim Sana...
Belki bağışlamayı seçeceksin belki de ölmeyi
Geri dönemedim sana
Önce ellerimi aldılar
olsun,
ceplerime martı sesleri doldurmuştum
sana gelen yollar vardı bilirdim
hangisine yürüdüysem kendime çıktım
kalbimi yırttım yüzümü bıraktım vapur banklarında
ayakuçlarıma gömdüm kendimi
sana peygamber sesi bulup getireceğim demiştim ya
belki bağışlamayı seçeceksin beni, belki de ölmeyi
geri dönemedim sana...
ezanlar ne zaman aynı anda okunsa
başımı kaldırıp adını fısıldarım
kalabalıklar omuzlarımı döver vebalin dibek taşında
bilmezsin halbuki
o çok sevdiğin kitaplarımızı, saçlarımı ve neşemi çıkardım pazarlara
gençliğimi sattıysam da
belki bağışlamayı seçeceksin beni, belki de ölmeyi
geri dönemedim sana...
gözlerimden hayata, hayatın en zalim sayfalarına
iyiliğin adına seni
adaletin adına sevgimizi kazıdım
kelimeler ayırdım kendime
kitap,kalem,sükut,elem,
şiir,ruh,çığlık,nefes
iman,rab,tevbe,dua
sen ben hicret ve salâ
belki bağışlamayı seçeceksin beni, belki de ölmeyi
geri dönemedim sana...
KayıpKentli
Kalıcı Bağlantı Yorum (4) Yorum yaz!
« Önceki :: Sonraki »