ÇOBAN


20/11/2009 · Kategori: Siir

Çoban


Oybirliğiyle koyunlar

keçiyi seçer

kendilerine başkan

oysa sürünün başına

kurdun akrabası

köpeği koyar

çoban


Sunay Akın

Yorum (yok) Yorum yaz! Etiketler : şiir,çoban

KİM PEJMURDE?


16/11/2009 · Kategori: Siir

Kim Pejmurde / Islak Saçlarımdan Öpebilirsin Azizim

1)
 

Ne zaman ağlasam,
yüzümün göç ettiği boynunun kenarı..
Allah'ın göndermediği bir Peygamber'di yüzün:Çocukluğumun tutunduğu,Urfa'da...
Bana söylediğin kutsal söze tutundum yıllarca: "SAMİMİ OL!"
Rabıta akşamlarından bu yana çok büyüdüm.
Unuttum herşeyi,yüzün hâr-
iç-kim pejmurde?...
 
Zamanı ve sabrı emziren bir tapınağa dönen kalbime adadım kendimi
Karnında taşıdım annemi onca zaman
Kayda geçmeyen ruhumu tekmeledim hep.
Herkes beni oğul zannedince
Ellerimi çırpa çırpa ayrıldım yanmış parmak uçlarımla memelerinden
oysa ben bir kayıptım eteğine gömdüğüm mezarımı silince yüzüme.
Kalbim kesildi dedim
Bekle gelir dedi
Anne!!! diye haykırdım,sular değil, kalbim kesildi!
 
Beni sensizlikle karıştırdılar
İtikaflar çaldım ,olmadı/m
Yatsıları üfledim mumlara,bitmedi yalanlar.
Bunalıma girdik kalbimle, kurbanlık
Yedi fakir olduk payına razı
gelmedi bayram bize hiç.sus'tuk!
 
Beni unuttun ya,neyle unuttun?
Kalbimin kıyılarına vurdu parmaklarım
Kirpiklerimi topladım ağlayarak sabahları
dindim!
 
Kesik kalbimi aldım
ateşle Yu'dum,l/adım:kîn 'e bulandı... (*)
bundan kelli bizim kalan:ander'dir. (*) (*)
yaşarken susacağımız...
Dilimin üstündeki kapoçi:müjdemdir çöllere (*)
 
2)

Ben her okunan duada ya'sin.
her kardeşte kuyu'su.
Her gidişin geride kalan masum sözlüsü.
ki bütün denizleri tülbentine saram
saçların yerine.kaldır başını,
Gökten çektim ellerimi Rabbim artık yerden seslendi

Bahçeme bir hoyrat girdi
Gülümü dermeden dalımı kırdı
şu sevmeye kıyamadığın bir kötünün koluna girdi
bu senin bakmaya kıyamadığın ölem ölem kıyamadığın...

şimdi elem olsun bana kıtlığın
seni yakınların da sevsin deme bana
bırak beni yakınlarım yaksın,ki düşsün yolum uzaklara

Hayrına çağrıldığım evlerden iftiralarla k/ovulurken
Yakınlarım söyler sana, bana söyle(ye)mediklerini (!)...

Diktim kulağımı toprağa ey kuzey'lim,sesleri onların olsun!
Ben bir tespihim artık ,Kaybedenlerin çektiği!...

Batsın bu sofralar, suyu bile hain şehrimin.
ekmeğimi bölüştüğümü söyleyenler bile yalan söylemiş
ben böldüysem kendimi bölmüştüm ellerine...

Bir elim,ülkemin güneyinde babaannemin eli
diğer elim ülkemin kuzeyinde senin...
yaralarıma sürdüm melhem diye merhametinizi...
ırsî bir ağıt kapladı ruhumu..ben bozlaktan başka birşey değilmişim!
 
3)

ellerim de kor var
onların gözlerinde tor!
ben yazarsam yakarım
onlar bakarsa sapar!
uzanılamamış tüm ciğerlerin ithamıyım.
gariban kedileri nankör sanan entel nan'körlerin!

ayırdım yollarımı herkesten ateş ve suyla
Onlarla yanmaya gittiydim amma!
döndüm kendimle yunmaya...

Çimdim ziyan olmuş iyi niyetlerimde (*)
ki: ıslak saçlarımdan öpebilirsin azizim...

  03:07  16-11.2009 03:07-Kıztaşı-İst..Kayıpkentli  
******************************************************************************

Çimmek :Yıkanmak

 Bundan Kelli :Bundan gayrı/sonra

 "Yu"-mak :Yıkamak

Kapoçi :Çıbanın üstünde toplanan su

 Ander : fırtına adlı dizi sayesinde gündeme gelmiş güzel bir karadeniz türküsüdür. bu türkü kimi yerlerde gaybana sevdaluk olarak da geçer.

  ek bilgi: ander trabzon dolaylarında sıkça kullanılan bir sözdür. kötü,fena anlamındadır.ander kalmaksa yok olası manasına gelmektedir.

örn:ah duman kara duman
sardi dört yanımızi
ander kalsun  sevdaluk oy
alacak canımızi
ha bu ander sevdaluk  oy
alacak canımızi

***********************************************************************

Şiire dair kısa kısa:

Allah'ın Göndermediği Peygamber:
Ki Allah gönderseydi bir Paygamberin söyleyeceklerini söyleyen bir sevdiğim insandı Baran.Çocuktum,Urfa'ya tutunarak büyümeye çalışan bir hırçınlık zamanları ellerimin tutanıydı.Bana kürtçe öğrettiği akşamlarda.

Rabıta Akşamları
Ki süleymancıların yurdunda zorunlu olarak katıldığımız perşembe akşamları Rabıtaları.Hocalar ihlası şerif" derken, biz birbirimizin ayaklarını gıdıklar,çimdikler,azarlanırdık.Boynunun kenarı ki ders çalışırken buram buram samimiyet kokardı.Hafızamdan çok şey silinmiş.Yüzünü hatırlayabiliyorum sadece.Gerisi:Onun bir şiirinin sözleriydi:yazıpta sakladığı:"Pejmurde!"

Unuttum herşeyi,yüzün hâr-
iç-kim pejmurde?:
Unuttum herşeyi yüzün hâr,iç kim?,pejmurde.-Unuttum herşeyi yüzün hâr,içkim pejmurde.-unuttum herşeyi yüzün hariç,kim pejmurde?

Karnında taşıdım annemi:
Annem beni doğurdu:evlad oldum.Ben onu dokuz ay karnında taşıdım:anne oldu!Ben ona evlad'lığımı, o bana Anne'liğini borçlu!Hiçbir zaman da ödeşemeyeceğiz.Cennet ikimizin de ayaklarının altında.En az anne kadar kutsaldır evlatlık!

Beni Unuttun ya, neyle unuttun
Unutulmak ? ‘Unutulmak’ bir nesnenin tozlanmasına benzer. Belki kayıtlardan silinmez ama, belirli bir zaman altında kalır. Önemli olan unutulan bir şeyin neyle örtüldüğüdür; unutulmaktan çok, neyle unutulduğunuz önemli...(K.İskender)

Ateşle yu'dum,l/adım:kîn'e bulandı
Ateşle yudumladım kîne bulandı

Bahçeme bir hoyrat girdi
Gülümü dermeden dalımı kırdı
şu sevmeye kıyamadığın bir kötünün koluna girdi
bu senin bakmaya kıyamadığın ölem ölem kıyamadığın
Sadık Gürbüz'ün söylediği:Nedendir Suna Boylum Nedendir adlı türküsüne bir gönderme!

"seni yakınların da sevsin
Biraz da evladı olduğum bir dostum'un intizarı!Yılanlaşan zannlara binaen,sarfettiği!Yılanlar ancak yakından sokar!Her yakın o yüzden hayr değildir!

Ben bozlaktan başka birşey değilmişim:

 İhsan Eliaçık'ın "zamanın ruhu değişti" adlı makalesinin bitişinde yer alan:"bozlak" sözüne binaen,Nedenini sorduğum zaman İhsan abi:"Eğer Hz.Muhammed Türk olsaydı:Uzun Hava'sı,Bozlak'ı ezan olacaktı toplumda.Bu topraklarda insanlar bozlakla ,ağıtla haykırmış birbirlerine seslenmiş ve birşeyler anlatmışlardır" sözleri dikkatimi çekmişti.Ezandaki yanık sesleniş o toprakların insanlarının kültüründe var olan bir uygulama, bizde ise Kürdistan dolaylarında dengbejlerin(ozan):stran'ları,Yörüklerin Koçerlerin,yaylacıların ise bozlakları,uzun havaları..."Bunlar Bitmez" demişti makalesinin sonunda:

" Her şey biz yaşarken oldu’
Madem zamanın ruhu değişti.
Şimdi artık yeni türküler söylemin zamanıdır.
Çünkü bir tek onlar bitmez; bozlak, uzun hava, acı, feryat, arayış, umut bitmez!" sözüne binaen.Bir bitmeyişin derin vurgusu!

"gariban kedileri nankör sanan entel nan'körlerin! ":
Ali Şeriati'nin İslam Bilim kitabında da belirttiği ALİNASYON/yabancılaşma kavramı üzerinden: Bilgi komasına giren, entelleşen, çok iyi konuşan ama iyi karalayan, çamurcu, tüm yapıcı söylemleriyle yıkıcılığa hizmet eden, mahallemizin entelijans adaylarına...

"ıslak saçlarımdan öpebilirsin azizim":Kirlenmek kirletilmektir.Tüm kirliler birilerinin de aynı zamanda kirlettikleridir.ıslak saçlar: tevbeye açılan bir kapıdır!Yeterki temizlenme bilincini kaybetmesin insan!

Yorum (yok) Yorum yaz! Etiketler : şiir,kayıpkentli

BAĞIŞLA VE UNUT BENİ


4/11/2009 · Kategori: Siir

Bağışla ve Unut Beni

Kaldırdım gözlerimi
Sarı ışıklardan…
Sen de kaldır..

Bağışla ve unut beni
Bağışla
Ve
Unut
Ben öyle yaptım çünkü
Unuttum hepimizi

Saçlarımı sildiğim bir gar kenarı
Nereye gidiyor olabilirimki?

Elleri cebinde bir ağıt
Dudak kenarlarına asılmış bir hüzün

Biliyorum nerden çıktı diyeceksin
Ama ne olur bir şey söyle bana
Kalbimize(Kudûs) ne oldu?

Bana git dediğinde ayaklarımı kesip vermiştim sana
Bunu da yaz bir köşeye
Bana uzun mektuplar yaz demiştin
Parmaklarımı yollamıştım sana bir zarfın içinde

Nasılsın? demek ha?
Eserini görmüyor musun?
Şükür ki yaşıyorum öyle mi?
Sen buna yaşamak mı diyorsun?

bir leyleğin kanatlarını örüyorum gözbebeklerimden
bir karıncanın ayaklarını diledim
elemime üşüştü melekler
kaldıramadım yaşadıklarımı
bağışla ve unut beni
bağışla
ve unut
ben öyle yaptım çünkü
unuttum hepimizi..


kalbimde bir adam/kadın var dedim sana
yedi tane kapı kapattı üzerine kalbimden yedi kere
yüzümdeki ölüleri topladım bıraktım kapısına
biliyordu parmaksız olduğumu ve ayaksız olduğumu
her şeyimin sende kaldığını
benimde sensiz olduğumu biliyordu
dur demedi
unut demedi
gel demedi
çökdizimin dibine demedi

bağışladım onu seni beni diğerlerini
sonra da unuttum hepimizi
sen de unut
yaşarken ölmek istemiyorsan unut beni

ben yaşarken öldüm hep hatırlamaktan seni
unut beni…

ben öyle yaptım çünkü
unuttum hepimizi...
 
KAYIPKENTLİ

Yorum (yok) Yorum yaz! Etiketler : şiir

ESADLAR DİVANINA GİRİŞ


4/11/2009 · Kategori: Siir

Esadlar Divanına Giriş (Esad Bizi Kandırmışlar)

esad...
esad bizi kandırmışlar haberin olsun!!!

artık kuşları görmek istemiyorum esad
onlar uçarken yere düşmezken
insan ayakları yerde doğrulamıyor, biliyorsun

esad..yaşadığımız şehir gürültüyle saçlarını uzatıyor içime
annem evin en uzak odasını bana verdi
geceleri üç yerimden karanlıklarla gözlerimi aralıyorum
uyandığımda yere çakılıyorum...

duvarlar çok ince!
yan dairenin çocuğu geç saatlere kadar ağlıyor
kadın çocuktan çok sonraları uyuyor
ben o saatlerde sevdiklerime ağlıyorum esad
kimse bilmiyor
herkes geceleri bir sevdiğine ağlıyor
Apartmanımızın site yönetimi toplantısında odaları birleştirelim desem
evet odaları birleştirelim ve sevdiklerimize beraber ağlayalım desem
annem dahil kimse kabul etmeyecek

esad
bizim okuduğumuz şairleri kim anlayabilir bizim kadar
müslüm yücel ve ibrahim halil
hani senin abin şiir müsveddelerini
tandır alevine atmıştı
yüzünün yarısında bu yüzden mi yaktın dünyanın yarısını esad?

esad gitmem lazım
çok uzaklara
çok uzaklara esad...
çok uzaklara hangi terminalden kalkar otobüsler?
insanın içi mi uzak?dünyanın diğer ucu mu?
dünyanın bir ucuna gidiveren insanlar
yanlarındaki insanın içine neden bir türlü gidemez?

Esad sakın
insanların anlayacağı şiirler yazma
unutma! anlamak gizli kefendir kin divanında

seni anlıyorum demek seni biraz daha kullanabilir miyim
demektir
yaşadığımız şehirlerde

kabir azabı falan yok seni kandırmasınlar esad
hepimiz kabirlere azab veriyoruz aslında


esad
bitmiyor hiçbirşey..
müslüm de yorumlayamıyor kuyuyu...
her sevdiğim gözlerime bir kuyu bıraktı
hayır esad
ben şiir yazmıyorum
ben dünyayı bir kenara itiyorum
....
esad
beni bırak
ma!
....YAŞASIIIIIIN:
YAŞASINYAŞASINYAŞASINYAŞASIN!

yaş
asın
beni esad... 

K.Kentli...Mersin...uzun zaman önce..ilk çırpınışlar

Yorum (yok) Yorum yaz! Etiketler : şiir

BENİ UNUTUN...


4/11/2009 · Kategori: Siir

Beni Unutun...

çığlıklarımdan aşağı düşersem belki bulurum seni ıslandığım yangınlarda
kayboldum yaşadığım şehirlerde..

kendimi her bulduğumda bir başkasıyla karşılaştım..
kendimi her kaybettiğimde bir daha bulamadım..

sorma: böyle bize neler oldu!
şimdi ellerimde avaz avaz bir yetim..
ellerim dökülüyor saçlarımdan..

bütün nehirler bana akmak zorunda mı?...
daha nereye kadar s/aklayacağım?
daha nereye kadar taşıyacağım?
daha ne kadar kaçıracağım göğüslerimi emzirdiğim  bu çölü?

bu kaçıncı dönüşüm terkettiğin halka?
herkes sana benzemek zorunda mı?...
herkes mi ihanet eder senin gibi?
herkes mi düşer dizlerinin üzerine bin pişman?...

tırnaklarımı yırtıp astığım gecelerde
duvarlara çakılıp kaldığım gecelerde
sesimi tutuşturup boğulduğum gecelerde
bu yürek en çok seni ağladı
en çok seni sildi ellerine
en çok seni unuttu
en çok sana küstü
en çok seni bağışladı



          böyle mi olacaktı(k)?
      kırık...
             dökük...

    bütün hüzünleri bana bırakıp ...

                                 hoşçakalamam ki? artık!!

          bütün sevinçler senin olsun...

                          bu dağlar çürür artık...baharlar gelse nolur..gelmese ne olur?

    diktiğim iğneler...ektiğim topraklar..okşadığım çiçekler artık meyve verir mi sanıyorsun?

       ...

               bekleme anne
     akşamları evine dönen oğlun değilim ben...
beni otur yeniden doğur sen....

    bekleme anne
  sabahları camdan bakan kızın değilim ben..
beni otur yeniden büyüt sen....

            ............

                               dilimde zehirden bir şarkı...
                       kaç yüzyıldır kendimi kapattığım odamda...
                  bütün komşulara yüzümü dağıttım...
                          tanımıyorum artık kimseyi...
                     beni unutun...
             ...........

 bir kaç yüzyıl daha ağlasam
 belki dirilir ben de belki tek bir
...bir tek çiçek!! 

Kayıpkentli..11.07.2006...00:00   güneylent/mersin

Yorum (yok) Yorum yaz! Etiketler : şiir

KAHR


4/11/2009 · Kategori: Siir

Kahr

Kapatmışım yüzümü üç okyanusla
Yırtılmış bir ömürle eylül'ü bekliyormuşum...
Yüzümden kum almış yağmurlar
Çamur yağmış hep gözlerime...

Bütün denizler yüzüme çıkmış
Sulara yanlış adresler verip
Evime dönüyormuşum
İçeride yokmuşum
Hiç açmamışım kendime kapımı
Ne zaman döneceğimi bilmediğimi söylemişim
Kapıda ağlamış ağlamış gitmişim

Bütün komşular beni anlatıyor bana
Ellerim kanıyormuş..
Avuçlarımı saklıyormuşum yüzümle
Kurumuş bir ağacın annem olduğunu söylüyormuşum
Saçlarımı ve parmaklarımı tutuşturmaya çalışmışım
Kül kusmuşum tüm kapı önlerine..


Bütün evlerde seni aramışım
Ayakkabımın tekini asmışım pencereme
Ses tellerimi yırtıp başımı bağlamışım
Üç gün tutmuş başım

Su vermişler ; suları okumuşum..
Baktığım bütün sularda tufanlar gördüğümü söylüyormuşum
İnsanların tek tek avuçlarına bakıp bakıp susmuşum
Komşu kadınlardan eski etekler istemişim ağlayarak

Halime acımış kadınlar
Günlerce kazan kaynatmışlar
Helva dağıtmışlar
Bir kız doğmuş mahallede
Adını bağırmışım yedi defa annesine
Gözleri düşmüş kadının
Bütün elbiselerimi ters giymişim
Ha bire taş veriyormuşum kadınlara
"taş atın bana...taş atın bana"...diye yalvarıyormuşum
bana böyle ne olduğunu soruyormuş kadınlar

bir adam tutmuş ellerimden
"hadi gidelim" demiş
"bırak beni" demişim,tekmelemişim adamı
ellerimi koymuşum yere
günlerce yeri dinlemişim

"kuzeye bakın" diyormuşum insanlara
bir gök taşından bahsediyormuşum
yüzümün eridiğini söylüyormuş kadınlar
ben saç tellerimi biriktiriyormuşum gömlek ceplerimde

acayip bir dil konuşmaya başlamışım
göz yuvalarımı oymaya çalışmışım; tutmuşlar beni zorla
gözlerimi vermeye kalkmışım dilencilere
seni göremediğim bu gözlerim batıyormuş bana

yaşlı bir adam
"kahrolmuş bu" demiş çevresindekilere
"kahrolmuş bu"
kahrolmuşum...

"gitmem lazım" diyormuşum
bütün evlerden sofralarını istemişim
kaç sabah telaşla yerlere dökülen yaprakları toplamışım
bir sabah erkenden
bütün komşuların kapılarını kırarcasına çalmışım
"bana beddua edin,bana beddua edin,bana beddua edin" demişim
sokakta küçük bir çocuğun başını okşamışım son kez
eylül gelmiş şehre
o kadar da kalmam için yalvarmışlar hâlbukî
kararmış yüzümle 
...çekip gitmişim 

KAYIPKENTLİ   21.08.2006   03:30

Yorum (yok) Yorum yaz! Etiketler : şiir

İSTANBUL'UN KALBİNE DÖN


3/11/2009 · Kategori: Siir

İSTANBULUN KALBİNE DÖN
(Tüm İstanbulda Yaşadığını Sananlara)

Bir insan olsun ellerinde
Herşeyiyle senden ...

Bağışlanmamış olsun
Yenilmiş olsun
Kırılmış olsun

Ona nerden başlayacağını öğret hayata ilk, sen
gururu mu kırık...gurur ol ona

sesi mi kısık... çığlık ol ona
dön İstanbul'un kalbine dön
kaldırımları kalabalık akşamlarda
yerde çırpınan saralı bir dilenci olabilir
uzattığın ellerinden sana açılan insan....

bir insan olsun ellerinde...
gençliğinden aceleciliğinden ve hatalarından
kaybetmiş olsun
kaybolmuş olsun,

Ona nerde ağlayacağını öğret ilk, sen
yüzü mü yok...yüz ol ona...

elleri mi titriyor önüne uzatılmış bir seccade ol
dön İstanbul'un kalbine dön
sabahları telaşlı duraklarda
gözlerini önüne düşürdüğün bir delikanlı dalgınlığı olsun tefekkürün

bir insan olsun ellerinde
tüm kalbiyle senden
kendisinden utanmadığın
cahillikleri olsun, çiğlikleri ve keskinliği...

Ona nerden bakması gerektiğini öğret
derinliği mi yok...kuyu ol ona
dön İstanbul'un kalbine dön
yorgun argın akşamların bekar odalarında
saç tellerini düşürdüğü mektupları olsun yollamadığı...

kaybettik...belki de kazandık
siyah bir yorgunluk ellerimizdeki
ama herkes utanıyor kendisinden
herkes bir başkasında,
görmüyor musun?

biz öyle bir tarihin çocuğuyuz ki
al insanını...
al kalbini ve dualarını
muharref tarihinin müceddit dostlarına dön..

beyan'ın adımlarıyla in köklerine
irfanın elleriyle onar anlamını
parçalamadan dağıtmadan kapıştırmadan tarihi
al hikmeti al edebi

Dön İstanbul'un kalbine dön

dağılmış ailelere dön
affedememiş eşlere dön
kaybetmiş dostlara dön
ayrılmış sevgililere dön
ardından uzun uzun ağlanmış aşklara dön
sofraya oturmamış huzura dön
serçelerden habersiz kentin insanına dön

Allah için dön...
vicdanına kürtaj yapmış şu İstanbul'a...

 
Kayıpkentli

Yorum (yok) Yorum yaz! Etiketler : şiir

SENDE KALSIN... SEN YAŞA...


3/11/2009 · Kategori: Siir

Sende Kalsın... Sen Yaşa...

Ellerimi sana bırakıyorum
Savaş var ellerimde

Sen durdur

Gözlerimi sana bırakıyorum
İstasyonlar boşalıyor bakışlarıma
Gördüklerim kirli ve bulanık
kalbinin hicabında yırtık dünyamı

sen ört…

yüreğimi sana bırakıyorum
saçlarımı sana bırakıyorum
yılları sana bırakıyorum
cenazeler çağının bu yaşam telaşında
tüm mavilerimin alnından

sen öp…

kavgamı sana bırakıyorum
en çok da sana
sana beni bırakıyorum
dünyanın en ağır ayrılığı İnananların ki
yine de bağlandım sana bin dört yüz yılın her mevsimi
içim Filistin
bakışlarım KAFKASYA
ruhumdaki tüm eziyetleri al da
yetim bulup büyüttüğüm bu çocuk kalbim
sende kalsın

sen yaşa…


29 TEMMUZ 2007 Güney....17:12 Kayıpkentli

Yorum (yok) Yorum yaz! Etiketler : şiir

BEN SOKAK ÇOCUĞUYUM


31/10/2009 · Kategori: Siir

Ben Sokak Çocuğuyum

şu dört direkli köprünün altında
açmışım gözlerimi
sahipsiz
rüzgar sarmış kundağımı
yağmurla beslenmişim

adımı insanlar koymuş
benden habersiz
benimsemişim
serseri derler, hırsız derler
.... derler, anlamam da
alınmam da

hiç fiyakalı dolaşmadım sokaklarda
marka satmadım
gökyüzü yorganım oldu hep
dirseğim yastık
alışkınım; kara, yağmura, soğuğa
üşümem
sıcak dokunur bana

özlemem, hiç tanımadığım hisleri
istemem varlığını bilmediğim şeyleri
kıskanmam hiç kimseyi
özenmem

halbuki bilmez kimse
kendilerinden şanslı olduğumu
daha özgür
ve daha zengin

şu deniz herkesten çok benimdir
arkasındaki orman da
bütün sokaklar benimdir herkesten çok
her simitçi biraz bana çalışır

aslında her çocuktan daha çocuğum
canım hiç sıkılmaz buralarda
en sevdiğim oyundur
köşe kapmaca

yalnız da değilimdir
yüzlerce kardeşim var
benim gibi, bana benzer
kimse ayırt edemez bizi
birbirimizden

geceleri toplanmaya başlarız
el ayak çekildikten sonra
konuşuruz, güleriz, dertleşiriz
biraz farklı olsa da
herkes kadar biz de umut besleriz
hayallerimiz de vardır
ayın dolaştığı yerlerde

herkes kadar okumuşluğum da vardır
her tip insandan bir harf öğrendim
insanları en iyi ben tanırım
okuldan, öğretmenden anlamam ama
bu sokakların mektebini bitirdim
bana lazım olanı öğrendim

herkes kadar insanım da galiba
herkes kadar ben de bazen ağlarım

kafam da var, kalbim de
severim de, düşünürüm de
yalnız ben sokak çocuğuyum
sokaklarda yaşamak tek suçum

bir gün ben de gideceğim buralardan
herkes gibi
yalnız biraz sessizce
kimseler anlamadan

cenazem omuzlar üzerinde gitmeyecek
belki
belediye kaldıracak gürültüsüzce
ağlayanlar olmayacak başucumda
bir hayırsever uğramazsa geçerken
mezarım da çorak kalacak sonunda
benim gibi

içimizden kimin gittiği
fark edilmeden
biri alacaktır yerimi
vakit geçmeden

evet, ben sokak çocuğuyum
bu sokaklarda ne ilk
ne de sonuncuyum

Reşide Sarıkavak
 

Yorum (yok) Yorum yaz! Etiketler : şiir, sokak, çocuk

ELEM (ELİF,LAM,MİM) SEYAHATNAMESİ


27/10/2009 · Kategori: Siir

Elem (Elif,Lam,Mim) Seyahatnamesi

Zerrelerden değer beğen kendine...

Katıl,
beraberlerinde çekip gittiklerime...

Allah'ım
beni bir vahiy kıl
kutsal kitaplara indir beni
ayaklar altına alınan yüreğimi
göbeklerinden aşağı tutmasın sevdiklerim...

İçimdeki çölleri nehirlere çevirip
avuçlarına bir sevinç çığlığı döküldüklerim
Kahır gölleri
kustular gözlerime...
                               ...kör oldum...


Kapısını çaldığım her kadından
Rahmini istiyorum ödünç...
Bir bir
içinde yaşadığım halkı yeniden doğuracağım!

Koydun..geride beni tecavüzlerce
her saç telinde tonlarca kul hakkım...
Utandım...
Yerine döküldü saçlarım...

Hatırladıkça yüzünü havaleler geçiren yüreğimi
aldım..
Ocağına vardığım bir nakkaşa ağladım!
"beni 'elif' çiz
    ...beni 'lam'
       ...beni 'mim'".!
-acımın karşısında vav oldu nakkaş!

Öyle bir sustum ki!
Buhar oldum
Gökyüzüne ağır geldi gamım
Bir bulutun ellerinden tutup
İran'a yağdım...

Şimdi
bir hurufi tarikatında
hiçbir dili konuşmayan bir sufiyim...

İnsanların avuçlarına harf çiziyorum
ülkemi...
   Halkımı...
      Tarihimi...
                    ve seni anlatan!!!

"AH" sahipleri peygamber sanıyor beni
Avuçlarına elif çizip saçlarını okşuyorum
yürüyorum

..ayaklarım eridi!!..

seni gördüm
                     ihanetini gördüm
                     acını gördüm
                     yetmiş millet gördüm...

Ülkemin dağlarında kavga oldum
İki tarafa elçi gönderdim
Ölü döndüm...

Annem Kürtçe ağladı; gözyaşı bir avucuma düştü
Diğer annem Türkçe ağladı; gözyaşı diğer avucuma düştü
Gözyaşlarına baktım
tatları aynı
              ...renkleri aynıydı!


Bizi ağlatanların kızı mı olacaktın?
Annen gözlerimizin önünde rahmini yaktı
               ...külü oldum..savruldum!

üç parçaya bölündüm
Halkıma "elif "oldum
dağlara "lam"
aşkıma "mim"...

-Alın rahimlerinizi gözlerimden
        EY Kadınlar!
Alın ve yeniden doğurun
                     ...evlatlarınızı!


Sen ..yanlış şarkıların gelini!
Ey sevdiğim!
Kimselerin bilmediği bir kahır ülkesine mi gittin?

Dünya döner
iyi insanlar atlarına biner, döner
halkım gözyaşını birbirinin saçlarıyla siler
Kalbim döner...

Ama sen sakın dönme!!! 
                              

K.Kentli...2005

Yorum (yok) Yorum yaz! Etiketler : şiir

« Önceki ::